Since 1995

Turkish Music and Voice Library

Home 

About Library 

Documents 

Artist Info 

Folk 

Pop (A-K) 

Pop (L-Z) 

Arabesque 

Tavern 

Classical (A-G) 

Classical (H-Z) 

Marches 

Religious 

Children 

Comedy 

Poetry 

People 

WorldMusic 

Iranian 

Greek 


Video 

Bizimyoutube 


Midi 

Links 

Radios 

Newspaper 

Best Sites 

Facebook 

Bluesky 


Shop TrMusic 

Help 

Contact 



04.07.26

why retro design

    Bimen Sen (read English version here)

    Bîmen Şen

    Türk musikisinin son döneminin en renkli figürlerinden Bîmen Şen, sanatını ticari kaygılardan arındırarak, özel meclislerde ve davetlerle yaşatmayı tercih eden nadir ses sanatkârlarındandır. Bursa’da dünyaya gelen sanatçı, çocukluk yıllarında kilisede ilâhi okumaya başlamış, 11 yaşında Hacı Ârif Bey tarafından keşfedilmesiyle İstanbul müzik kültürünün içine adım atmıştır. Buradaki eğitim hayatında Tanburî Cemil Bey, Neyzen Aziz Dede ve Şevki Bey gibi o dönemin en büyük ustalarından dersler almış, ancak kendi özgün bestekârlık yeteneğini nota bilgisine değil, doğrudan hafızasına ve duygusal dünyasına dayandırmıştır.

    Sanatçının en dikkat çekici özelliği, kendisinin de belirttiği üzere, bestelediği eserlerden maddi kazanç sağlamaması ve gece yarısı uykudan uyanarak ortaya koyduğu melodi buluşlarıdır. Yüzlerce eseri arasında Şamlı İskender tarafından notaya alınan iki yüz şarkı günümüze ulaşmış olsa da, Bîmen Şen gazino kültüründen uzak durmayı, sanatını sadece özel toplantılarda ve seçkin davetlerde icra etmeyi ilke edinmiştir. Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün daveti üzerine Ankara’ya giden sanatçı, Dolmabahçe Sarayı’nda da sesini dinletme şansı bulmuştur.

    1943 yılında vefat ederek Feriköy Ermeni Mezarlığı’na defnedilen Bîmen Şen, Ermeni asıllı olmasına rağmen Türk musikisinin o dönemki en saf ve köklü temsilcilerinden biri olarak hatırlanmaktadır. Altı yüzü aşkın eseriyle müzik repertuvarına büyük katkı sağlamış, ancak eserlerinin ve sanatının kendisi üzerinden adeta bir "Mahrem Meclis Sanatkârı" mirası bırakmıştır. Gül, sevda ve ayrılık temalarını işleyen lirik besteleri, Türk musikisinin o geçiş dönemindeki ruhunu yansıtan en önemli sesler arasında yer almaktadır.

    Biyografi

    1873 yılında Bursa'da dünyaya gelen Bîmen Şen, gerçek adının kaynaklarda Bimen Dergazaryan veya Der Ghazarian olarak farklılık gösterdiği, Türk Musikisi'nin geçiş dönemi sanatçılarındandır. Çocukluğunda kilisede ilâhi okumaya başlayan Şen, müzik yeteneği 11 yaşında Hacı Ârif Bey tarafından fark edilerek İstanbul'a gönderilmiştir. 14 yaşında İstanbul'a yerleşen sanatçı, ilk dönemlerde maddî güçlükler yaşamış ancak bir bankerin himayesine girerek eğitimine devam etme imkânı bulmuştur.

    Tanburî Cemil Bey, Neyzen Aziz Dede, Şevki Bey ve Hacı Ârif Bey gibi o dönemin önde gelen müzik ustalarından ders alan Bîmen Şen, Uşşak, Hicaz, Saba, Hicazkâr, Kürdili-Hicazkâr, Hüseyni, Segâh, Hüzzam, Suzinak, Bestenigar, Acemkurdi, Mahur, Muhayyer, Isfahan, Nihavend, Sedaraban, Ferahnak ve Tahirbuselik başta olmak üzere geniş bir makamlar yelpazesinde eserler bestelemiştir. Altı yüzü aşkın esere imza atan Şen'in bestelerinin 220'sinin notasının Şamlı İskender tarafından yayınlandığı bilinmektedir.

    Kendi döneminde çok tanınmış bir ses sanatkârı olarak kabul edilse de Bîmen Şen, ticari sahnelere yönelmemiştir. Gazinolarda çalışmak yerine sadece özel müzik toplantılarında ve mahrem meclislerde okuyarak müziğin ticarileşmesine direnen bir duruş sergilemiştir. Hatta Cumhuriyet'in kurucusu Atatürk'ün daveti üzerine Ankara'ya gitmiş ve Dolmabahçe Sarayı'na çağrılarak özel bir performans sergilemiştir. Bestekârlık yeteneği oldukça yüksek olan Şen, nota okuma bilmediğini ve bestelediği eserlerin başkaları tarafından notaya alındığını belirtmiştir. Yaratıcı sürecine dair en dikkat çekici hususlardan biri ise bazı eserlerini yatakta veya gece yarısı uykudan uyanarak bestelediğini ifade etmiş olmasıdır.

    Müziğinden ve eserlerinden para kazanmadığını söylediği sanatçı, bir kırgınlık sonucu piyasadan çekilmiş ve geçimini biriktirdiğini satarak sağlamıştır. 26 Ağustos 1943 tarihinde hayatını kaybeden Bîmen Şen, Feriköy Ermeni Mezarlığı'nda son yolculuğuna uğurlanmıştır. Günümüze Suzidil, Mustakina Gul, Ey Gul, Gülizar, Letafet, Mevsim Sonu, Yas Bağladı, Can Esiri, Arza Yok Mecalim, Mavili Simin Beden gibi isimlerle ulaşan repertuvarı, Türk musikisinin o döneme ait lirik ve estetik zenginliğini koruyan nadir miraslar arasında yer almaktadır. Spesifik albüm isimleri veya filmografisi hakkında kaynaklarda net bilgi bulunmamaktadır.

    Stil

    Bîmen Şen'in müzikal duruşu, klasik Türk musikisi geleneğinin son dönem ustaları ile Cumhuriyet devrinin ilk yılları arasında kurduğu eşsiz köprüde şekillenir. Bir bestekâr-hanende olarak, döneminin ticarileşen müzik sahnesine (gazino) mesafeli duruşuyla öne çıkan “mahrem meclis sanatkârı” profilini yansıtır. Kendisine atfedilen 600’ü aşkın eseri, Uşşak, Hicaz, Saba, Hicazkâr, Kürdili-Hicazkâr, Hüseyni ve Suzinak gibi zengin bir makam havzında bestelenmiştir. Şamlı İskender tarafından notaya alınan 220 şarkı, bugüne ulaşan sesli mirasını oluştururken, geriye kalan eserlerin büyük çoğunluğu hafıza yoluyla bestelenmiştir. Besteleme sürecindeki en dikkat çekici detay, müziği notaya dayalı bir disiplinle değil, bazen yatağında gece yarısı uykudan uyanarak gelen ilhamlarla üretmiş olmasıdır.

    Ses sanatkârlığı ve yorum biçimi açısından değerlendirildiğinde, Bîmen Şen'in teknik özellikleri veya tonalitesi hakkında kaynaklarda spesifik bir betimleme bulunmamaktadır; ancak dönemin müzik erbabı nezdinde “çok tanınmış bir ses sanatkârı” olarak anılması ve Hacı Ârif Bey, Tanburî Cemil Bey, Şevki Bey gibi dev ustalarla iç içe çalışması, icra kalitesinin ve otoritesinin tartışmasız olduğunu göstermektedir. Şarkı sözleri ve besteleri; gülleri, içkileri, ayrılıkları ve hasreti (“Gulizar”, “Mevsim Sonu”, “Yas Bağladı”, “Can Esiri” gibi) lirik bir dille işler. Bu eserler, saray çevresi, devlet adamları ve müzikseverlerin özel davetleri için üretilmiştir; dolayısıyla icra dili, gazino kalabalığından uzak, derinlikli ve samimi bir mülâyımlık taşır.

    Müzikal kişiliğinde en belirgin özellik, notasyon bilgisine ihtiyaç duymadan hafızaya ve sezgiye dayalı üretkenliğidir. Bestelerini para kazanma amacıyla değil, sanatın saf hali için ortaya koyduğunu ifade etmesi, maddiyat karşısındaki duruşunu netleştirir. Bir kırgınlık sonucu piyasanın gerisine çekilip biriktirdiklerini satarak geçinebilmesi, onun sanata bakışının geçim kaygısından bağımsız, ideallerine sadık bir tavır olduğunu ortaya koyar. Bu yönüyle Bîmen Şen, sesini sadece bir meclis eşliğine değil, aynı zamanda bir sanat mirasının sessiz koruyucusu olarak konumlandırmıştır.

    Eserler ve Ses Kayıtları

    Bimen Şen, Türk musikisi hazinesinin en verimli bestekârlarından biri olarak, 600'ü aşkın eserle repertuvara büyük bir katkı sağlamıştır. Ancak bu zengin mirasın notaya aktarılma süreci, sanatçının kendi nota bilgisinin olmayışı nedeniyle dikkat çekicidir. Eserleri Şamlı İskender gibi yetenekli müzisyenler tarafından notaya alınmış olup, 220 şarkısının yayımlanabildiği kaynaklarda belirtilmektedir. Besteleme yeteneği doğal ve doğaçlama olan Şen, eserlerini çoğunlukla yatakta ve gece yarısı uykudan uyanarak ortaya koyduğunu ifade etmiştir.

    Sanatçının repertuarı, klasik Türk müziği geleneğinin güzellik, hasret, ayrılık ve aşk temalarını işleyen lirik bir yapı taşır. "Gül" ve "Mey" imgeleri üzerinden kurgulanan şarkıların arasında "Suzidil", "Mustakina Gül", "Ey Gül", "Gulizar", "Letafet", "Acemkurdi", "Mevsim Sonu", "Yas Bağladı", "Can Esiri", "Sedaraban", "Mavili Simin Beden", "Gözlerim Gözlerine", "Leblerinden Katre" ve "Zavil Güzelim" gibi isimler öne çıkar. Bu eserler, genellikle "gazel" ve "şarkı" formlarında kurgulanmış, o dönemin özel meclislerinde söylenecek şekilde bestelenmiştir.

    Kaynaklarda spesifik albüm isimleri yer almamasına rağmen, sanatçının o dönemki plak kayıtları yaptığı bilgisi mevcuttur. Ticari kaygılarla gazinolarda çalışmayan Şen'in sesinin bugüne ulaşması, bu plak kayıtları ve bestelerin notaya alınmış halleri sayesinde mümkün olmuştur. Bu nedenle eserler, modern anlamda bir albüm bütünlüğü veya yayıncı etiketi yerine, tarihsel arşiv kayıtları ve notalar üzerinden erişilebilir durumda bulunmaktadır. Dinleyici, Bimen Şen'in müziğini izlerken, bu kayıtların özel meclislerin mahremiyetini ve o dönemin müzik hafızasını yansıttığını göz önünde bulundurmalıdır.

    Bağlam

    Bîmen Şen (Gerçek adı: Bimen Dergazaryan / Der Ghazarian), Osmanlı müziği geleneğinin son dönem ustaları ile Cumhuriyet dönemi arasında köprü kuran, Türk musikisi tarihinin "mahrem meclis" kültürünün önemli bir temsilcisidir. 1873 yılında Bursa’da dünyaya gelen sanatçı, çocukluk yıllarında kilise ilahileriyle başlayan müzikal yolculuğunu, Hacı Ârif Bey tarafından keşfedilerek İstanbul’a gönderilmesiyle profesyonel bir sanatkârlığa dönüştürmüştür. İstanbul’a yerleştiği 14 yaşından itibaren Tanburî Cemil Bey, Neyzen Aziz Dede, Şevki Bey gibi dönemin efsanevi ustalarından aldığı derslerle Türk musikisinin klasik formunu derinlemesine hâkim olmuştur.

    Sanatçının kariyerinde dikkat çeken en belirgin özellik, ününe rağmen ticari sahneleşmeye direnç göstermesidir. Gazinoların popülerleştiği bir dönemde özel müzik toplantılarında okumayı tercih eden Bîmen Şen, maddi kazanç peşinde koşmayan, eserlerini notaya aldıkça dağıtılan bir sanatkâr duruşu sergilemiştir. Bu duruşu, döneminin önde gelen devlet adamları ve Atatürk tarafından Ankara’ya davet edilerek Dolmabahçe Sarayı’na çağrılmasıyla teyit edilmiştir. 600’ü aşkın eseri arasında Uşşak, Hicaz, Saba ve Hüseyni gibi çok sayıda makama yer veren Şen, bestelerini nota okuyamamasına rağmen hafızasına güvenerek, bazen gece yarısı uykudan uyanarak oluşturduğu bir içsel ritimle bestelemiştir.

    Eserlerinin büyük bir kısmı Şamlı İskender tarafından notaya alınmış olan Bîmen Şen, 26 Ağustos 1943’te vefat ederek Feriköy Ermeni Mezarlığı’na defnedilmiştir. Çoksesli bir kültürün içinde yer almasına rağmen Türk musikisi repertuvarına 220’den fazla nota edilmiş eser bırakması, onun geçiş dönemi müzik tarihindeki yerini pekiştirmektedir. Gül, meclis, ayrılık ve hasret temalı lirizmi, özel meclislerin nezaketine uygun bir üslupla sunan sanatçı, sanatı ticarileştirmeyen nadir sanatkârlar arasında hatırlanmaktadır.

    Miras

    Bîmen Şen, Klasik Türk Musikisi tarihinin Osmanlı son döneminden Cumhuriyet'e geçiş sürecinde, ticari sahnelere sırtını dönerek "mahrem meclis sanatkârı" duruşunu koruyan nadir figürlerden biri olarak hafızalarda yer etmiştir. Hacı Ârif Bey tarafından Bursa'da keşfedilen ve İstanbul'da Tanburî Cemil Bey, Neyzen Aziz Dede gibi ustaların taliminden geçen Şen, döneminin en tanınmış seslerinden biri olmasına rağmen gazino gibi ticari mekanlarda sahne almamayı tercih etmiştir. Bu seçimi, müziği bir kazanç kapısı olarak görmeyen, sanatını maddi kaygılardan arındırmaya çalışan bir sanatkâr duruşunun yansıması olarak tarihe geçmiştir.

    Sanatçının en somut mirası, besteciliği alanındaki yoğun üretimidir. 600'ü aşkın esere sahip Bîmen Şen'in bu büyük repertuvarın 220'sinin Şamlı İskender tarafından notaya alınabilmesi, dönemin müzik erbabı tarafından eserlerine gösterilen özenin ve koruma çabasının kanıtı niteliğindedir. Nota bilgisi olmadan, çoğunlukla gece yarısı uykudan uyanarak bestelediği ve başkaları tarafından kayıt altına alınan bu eserler, Türk Musikisi repertuvarında ses ve hafızanın gücünü gösteren önemli bir örnek teşkil eder. Bestelerinde; aşk, hasret, güzellik ve ayrılık gibi evrensel temaları işlemiş olup, eserlerinin bir kısmı tarihsel plak kayıtları aracılığıyla günümüze ulaşabilmiştir; ancak spesifik albüm isimleri kaynaklarda yer almamaktadır.

    Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında Atatürk'ün daveti üzerine Ankara'ya giderek Dolmabahçe Sarayı'na çağrılması, sanatının sadece halk nezdinde değil, devlet nezdinde de takdir gördüğünü gösteren önemli bir tarihsel kilometre taşıdır. 26 Ağustos 1943'te vefat eden Bîmen Şen, Feriköy Ermeni Mezarlığı'na defnedilerek vefat ettiği topraklarda ebediyete intikal etmiştir. Eserleri ve özel meclislerdeki icra anlayışı, bugün Klasik Türk Musikisi severler ve müzik tarihçileri için Osmanlı- Cumhuriyet geçiş döneminin saf sanatkâr anlayışına dair somut bir hatıra olarak önemini korumaktadır.

    Sık Sorulan Sorular

    Bîmen Şen besteleme sürecinde nasıl bir yöntem izlemiştir? Sanatçı, bestelediği eserlerin nota bilgisine değil, doğrudan hafızasına ve duygusal dünyasına dayandırmıştır. Yaratıcı süreciyle ilgili en dikkat çekici detay, bazen yatakta veya gece yarısı uykudan uyanarak gelen ilhamlarla besteler ortaya koyduğunu ifade etmiş olmasıdır. Bestelediği eserlerin başkaları tarafından notaya alındığını belirtmiştir.

    Bîmen Şen ticari sahnelere ve gazinolara nasıl yaklaşmıştır? Bîmen Şen, gazino kültüründen uzak durmayı ve sanatını sadece özel toplantılarda ve seçkin davetlerde icra etmeyi ilke edinmiştir. Kendisinin de belirttiği üzere bestelediği eserlerden maddi kazanç sağlamamış ve bir kırgınlık sonucu piyasadan çekilerek biriktirdiklerini satarak geçimini sağlamıştır. Bu duruşuyla kendisine "Mahrem Meclis Sanatkârı" unvanı da atfedilmiştir.

    Eser sayısı ve notasyon durumu hakkında ne bilinmektedir? Sanatçının altı yüzü aşkın esere imza attığı, ancak besteleyici nota bilgisinin olmayışı nedeniyle bu mirasın başkaları tarafından notaya alındığı bilinmektedir. Şamlı İskender tarafından notaya alınan iki yüz şarkısı günümüze ulaşmış olup, geriye kalan eserlerin büyük çoğunluğu hafıza yoluyla bestelenmiştir.

    Bîmen Şen ile ilgili spesifik albüm isimleri veya filmografisi hakkında bilgi bulunmaktadır mı? Hayır. Kaynaklarda sanatçının o dönemki plak kayıtları yaptığı bilgisi mevcuttur ancak spesifik albüm isimleri veya filmografisi hakkında net bilgi bulunmamaktadır. Eserler, modern anlamda bir albüm bütünlüğü veya yayıncı etiketi yerine, tarihsel arşiv kayıtları ve notalar üzerinden erişilebilir durumda bulunmaktadır.

    Cumhuriyet dönemi ve Mustafa Kemal Atatürk nezdinde nasıl bir yere sahipti? Sanatçı, Cumhuriyet'in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün daveti üzerine Ankara'ya gitmiştir. Ayrıca Dolmabahçe Sarayı'nda da sesini dinletme şansı bulmuş ve devlet nezdinde takdir gören bir sanatkâr olarak anılmıştır.

    Kimliği, doğumu ve müzik eğitimi nasıl bir süreçten geçmiştir? 1873 yılında Bursa'da doğan sanatçının gerçek adı kaynaklarda Bimen Dergazaryan veya Der Ghazarian olarak geçmektedir. Çocukluğunda kilisede ilâhi okumaya başlamış, 11 yaşında Hacı Ârif Bey tarafından keşfedilerek İstanbul'a gönderilmiştir. İstanbul'da Tanburî Cemil Bey, Neyzen Aziz Dede ve Şevki Bey gibi dönemin önde gelen müzik ustalarından dersler almıştır.

    Kaynak


    © 1995-2025 Turkish Music and Voice Library
    Please read our disclaimer, contributor list and privacy statement.
    We support sales and listening of Turkish Music across United States and around the World
    This basically nonprofit website is built to promote Turkish culture around the world as an archive and reference
    If you'd like to help contact us at info(@)turkishmusic.org
    last update July 04 2026