Since 1995

Turkish Music and Voice Library

Home 

About Library 

Documents 

Artist Info 

Folk 

Pop (A-K) 

Pop (L-Z) 

Arabesque 

Tavern 

Classical (A-G) 

Classical (H-Z) 

Marches 

Religious 

Children 

Comedy 

Poetry 

People 

WorldMusic 

Iranian 

Greek 


Video 

Bizimyoutube 


Midi 

Links 

Radios 

Newspaper 

Best Sites 

Facebook 

Bluesky 


Shop TrMusic 

Help 

Contact 



04.07.26

why retro design

    Itri (read English version here)

    Intro

    Klasik Türk müziğinin simge isimlerinden Buhurizade Mustafa Itrî, Osmanlı müzik tarihinin en görkemli dönemlerinden biri olan IV. Mehmet saray kültürünün sesi olarak hafızalara kazınmıştır. Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti 100 TL banknotunun resmi yüzünde yer alan, UNESCO tarafından 2012 yılında "Itrî Yılı" olarak ilan edilen bu ustalık, sadece bir bestekârın değil, bizzat bir dönemin müzikal kimliğini temsil eder. Ancak yüzyılların ötesinden gelen bu miras, tıpkı kendi mezarı gibi bazı gizemleri de içinde barındırmaktadır.

    Doğum ve ölüm yılları ile mezarının kesin konumu konusunda kaynaklarda çelişkiler bulunsa da, Itrî'nin sarayda müzik hocası ve hânende olarak görev yaptığı, hatta esirciler kethüdalığına kadar yükseldiği tarihsel bir gerçektir. Bestelediği binin üzerindeki eserin günümüze sadece kırkı kadarının ulaşmış olması, dönemin koşullarının ve kayıtların doğası hakkında fikir verirken; Segâh Kurban Bayramı Tekbiri, Salât-ı Ümmiye ve çeşitli Mevlevi ayinleri gibi eserleri, müziğinin dinî ve tasavvufî derinliğini gözler önüne serer. Itrî'ye has mahlasının çiçek sevgisinden mi yoksa yetiştirdiği özel bir armut türünden mi geldiği konusu tartışmalı kalsa da, Nefî, Nabi ve Fuzuli gibi şairlerin şiirlerine bestelediği eserlerle edebiyat ve müziği harmanlayarak Türk kültür tarihine damga vurmuştur.

    Eserleri dönemine ait kayıtlı albüm teknolojisi olmadığından mecmualar içinde korunmuş olsa da, modern zamanlarda Itrî, sadece geçmişin bir ismi olmaktan çok, canlı bir icra geleneği olarak karşımıza çıkar. Mezarı kayıp olan bu efsanevi bestekârın, tarih sahnesindeki yerini netleştiren çelişkili bilgiler, onu daha da mistik kılar. Yine de İvrâz'ın nağılının hânende sesinde yankılanması, onurlandırmış olduğu sanatçı kimliğinin, kayıt cihazlarının icadından çok daha öteye, yüzyılların içinden gelen bir müzikal hakikat olduğunu göstermektedir.

    Biyografi

    Klasik Türk Müziği ve Osmanlı Müziği'nin en tanınmış bestekârlarından Buhurizade Mustafa Itrî Efendi'nin hayatı, tarih sayfalarındaki bazı belirsizliklere rağmen müzik tarihimizdeki yerini sağlamlaştırır. Doğum yılı konusunda kaynaklarda tam bir görüş birliği olmasa da, bazı belgeler doğumun 1630 ile 1640 yılları arasına, diğerleri ise 1640 yılına işaret etmektedir. Ölüm tarihi ile ilgili olarak da 1711, 1712 veya 1713 gibi farklı tarihler kayıtlara geçmiştir. Bu tarihsel çelişkiler, Itrî'nin döneminin karanlık noktalarını yansıtsa da, sanatçının eserleri ve etkisi net bir şekilde günümüze ulaşmıştır.

    Itrî Efendi, IV. Mehmet döneminde Osmanlı sarayında müzik hocası ve hânende olarak görev yapmış, aynı zamanda Esirciler kethüdalığı gibi önemli bir idari konuma da getirilmiştir. Kendisi için kullanılan "Itrî" mahlasının kökeni ile ilgili iki farklı rivayet bulunmaktadır; bazı kaynaklar bu ismin çiçek ve meyve sevgisinden (itir) geldiğini savunurken, diğerleri "Mustabey" armudunu yetiştirdiği için bu ismi aldığını öne sürmektedir.

    Sanatçının besteci olarak ünü, ibadet müziği, Mevlevi ayinleri ve klasik eserler üzerindeki hâkimiyetiyle bilinir. Buzuki aşkın eser bestelediği söylenmesine rağmen, günümüze ulaşan eser sayısı yaklaşık 40 civarındadır. Bu eserler dönemine ait kayıtlı albümler bulunmadığından, mecmualarda korunarak nesilden nesile aktarılmıştır. Arasında "Segâh Kurban Bayramı Tekbiri", "Salât-ı Ümmiye", "Nevâ Kâr", "Segâh Mevlevi Ayini" ve "Na't-ı Mevlana" gibi önemli besteler yer almaktadır. Ayrıca "Tûtî-i mûcize-gûyem (Segâh Yürük Semai)" eseri de bestekârın tanınan yapıtları arasındadır.

    Itrî'nin mirası, modern dönemde de Türkiye ve dünya çapında takdir görmüştür. 2009 yılında Türkiye Cumhuriyeti 100 TL banknotunun resmi yüzünde yer almış, 2012 yılında ise UNESCO tarafından "Itri Yılı" olarak ilan edilmiştir. Sanatçının yaşamı boyunca eşlik ettiği ve ilişkilendirildiği isimler arasında IV. Mehmet, I. Selim Giray, Hafız Post, Câmî Ahmed Dede ve şairler Nefî, Nabi, Fuzuli ile Yahya Kemal Beyatlı gibi isimler sayılabilir. Itrî'nin mirasını bugüne taşıyan en büyük gizem ise mezarıdır. Mezarı kayıptır ve tarihçiler arasında yenikapı Mevlevihanesi civarı mı yoksa Edirnekapı dışındaki Mustafapaşa Dergâhı mı olduğu konusunda tartışmalar devam etmektedir. Kesin doğum ve ölüm tarihleri ile kayıp eserlerin tam listesinin bilinmemesi, Itrî'nin hayat hikâyesini daha da gizemli kılsa da, 1711-1713 yılları arasında vefat eden bu büyük bestekâr, Osmanlı kültür tarihinde iz bırakmaya devam etmektedir.

    Stil

    Buhurizade Mustafa Itrî'nin müzikal kimliği, Osmanlı Klasik Müziği'nin olgunluk dönemi ile dini ve tasavvufi müzik anlayışının iç içe geçtiği bir zeminde konumlanır. IV. Mehmet döneminde sarayda müzik hocası ve hânende olarak görev yapmış olmasının yanı sıra, Mevlevi geleneğine olan yakınlığı, bestekârın eserlerine hâkim olan ruhsal derinliği belirleyen temel unsurlar arasında yer almaktadır. Müzikal kişiliği, ibadet ve ayin müziklerinin ağırlıkta olduğu bir yapıda şekillenir; bu yönüyle eserleri genellikle bir ibadet formu veya dergâh kültürünün bir parçası olarak okunmuştur.

    Repertuvarı incelendiğinde, Tekbirler ve Salâtlar gibi Kur'an-ı Kerim okuyuşlarına eşlik eden eserler ile Mevlevi Ayinleri arasında dengeli bir dağılım görülür. Segâh Kurban Bayramı Tekbiri, Salât-ı Ümmiye ve Segâh Mevlevi Ayini gibi eserler, sanatçının belirli makamlara (özellikle Segâh ve Nevâ) duyduğu özel ilginin ve bu makam dilini nasıl işlediğinin önemli göstergeleridir. Yine Na't-ı Mevlana ve Tûtî-i mûcize-gûyem (Segâh Yürük Semai) gibi eserler, bestekârın şiirle müziği birleştirme anlayışını ve Nefî, Nabi ve Fuzuli gibi şairlerin şiirlerini müzikle buluşturma yeteneğini yansıtır.

    Sanatçının gerçek ses tınısını ve yorumunu doğrudan dinlemek ne yazık ki imkânsızdır; döneme ait herhangi bir ses kaydının bulunmaması ve bestelenen eserlerin mecmualar yoluyla korunmuş olması, ses karakteristiklerinin sadece notalar ve tarihsel kayıtlar üzerinden yeniden inşa edilmesini gerektirmektedir. Ayrıca doğum ve ölüm tarihleri ile mezar yeri konularındaki kaynak çelişkileri, biyografik kesinlikten ziyade müzikal mirasa odaklanmayı zorunlu kılar. Buna rağmen, yaklaşık bin esere ulaştığı belirtilen sanatçının günümüze intikal eden eserlerinden yola çıkarak, onun duygusal dünyasının tevazu, ibadet ve şairane bir derinlikle yüklü olduğu söylenebilir.

    Beste ve Eserler

    Buhurizade Mustafa Itrî Efendi, Osmanlı müzik kültürünün en önemli isimlerinden biri olarak bilinmekle birlikte, döneminin ses kayıt teknolojisinin bulunmaması nedeniyle bestelerine ait orijinal ses kayıtları mevcut değildir. Sanatçının eserleri, 20. yüzyıl öncesine dair bir albüm kavramı yerine, zamanla derlenen el yazması mecmualar ve sonraki kuşak müzisyenlerin notaları aracılığıyla günümüze ulaşmıştır. İlgili kaynaklarda, Itrî'nin binin üzerinde eser bestelediği belirtilmekle birlikte, güvenilir şekilde günümüze ulaşabilen eser sayısı yaklaşık 40 civarındadır. Bu bağlamda, repertuvarda yer alan besteler, bestekârın mirasını taşıyan nadide yapıtlar olarak değerlendirilmektedir.

    Bestekârın eser listesinde yer alan代表性 besteler arasında hem dinî hem de klasik Türk müziği formlarının öne çıktığı görülür. İbadet müziği repertuarının önemli parçalarından olan Segâh Kurban Bayramı Tekbiri ve Salât-ı Ümmiye, bestekârın dergâh ve saray bağlamındaki rolünü yansıtır. Klasik Türk Müziği tekniklerine ve formlarına hakimiyetini gösteren Nevâ Kâr, Segâh Mevlevi Ayini ve Tûtî-i mûcize-gûyem (Segâh Yürük Semai) ise teknik ustalığının somut örnekleri olarak kabul edilir. Ayrıca Na't-ı Mevlana eseri, bestekârın şair ve edebiyat ile kurduğu bağı temsil eder. Bu besteler, 2012 yılında UNESCO tarafından "Itri Yılı" olarak ilan edilmesinin yanı sıra, modern dönemdeki yorumcular tarafından sıkça seslendirilen ve dinlenen temel yapıtlar konumundadır. Kaynaklarda eserlerin tam listesinin ve kayıp parçaların kesin bilgisi bulunmamaktadır, ancak mevcut belgeler bu eserlerin Itrî'nin müzikal kimliğinin ana omurgasını oluşturduğunu göstermektedir.

    Bağlam

    Buhurizade Mustafa Itrî, Klasik Türk Müziği ve Osmanlı müzik kültürü tarihine damga vurmuş en kilit figürlerden biri olarak değerlendirilir. IV. Mehmet döneminin saray çevresinde müzik hocası ve hânende olarak görev yapan Itrî, müzikal birikimini sadece saray törenleriyle sınırlamamış, aynı zamanda Esirciler kethüdalığı gibi sosyal ve idari bir konuma da getirilmiştir. Sanatçının yaşamı, müziği ve kişiliği üzerine yapılan araştırmalar, dönemsel belgelerin çeşitliliği nedeniyle bazen çelişkili kaynaklara işaret etmektedir. Doğum yılının 1630-1640 arası veya 1640 olarak, ölüm yılının ise 1711, 1712 veya 1713 olarak değiştiği belirtilse de, müzikal mirasının bu kronolojik belirsizliklerden bağımsız olarak günümüz Türk müziğinin temel referansları arasında bulunduğu kesindir.

    Itrî; Klasik Türk Müziği, Osmanlı Müziği, Dinî Müzik ve Tasavvuf Müziği türlerinde eserler bestelemiştir. Özellikle Segâh Kurban Bayramı Tekbiri, Segâh Mevlevi Ayini ve Salât-ı Ümmiye gibi eserleriyle ibadet ve ayin kültürüne yön vermiştir. Nefî, Nabi, Fuzuli ve Yahya Kemal Beyatlı gibi şairlerin şiirlerini besteleyerek edebi mirası müziğe taşıyan Itrî, Na't-ı Mevlana üzerine yaptığı çalışmalarıyla da dini ve tasavvufî bir bağ kurmuştur. Tarihçiler tarafından bini aşkın eser bestelediği söylenen Itrî'nin günümüze ulaşan eser sayısı yaklaşık 40 civarındadır. Döneminde kayıt teknolojisi bulunmadığından, ses kayıtları mevcut değildir ve eserleri mecmualarda korunarak sonraki nesillere aktarılmıştır.

    Sanatçının kültürel hafızadaki yeri modern dönemde sembolik olarak da pekişmiştir. 2009 yılında basılan 100 TL banknotunda resmi yüzü olarak yer alması ve 2012 yılında UNESCO tarafından "Itri Yılı" olarak ilan edilmesi, onun uluslararası ve ulusal alandaki önemini hatırlatan en somut verilerdir. Bununla birlikte, mezarının kesin konumuna dair Yenikapı Mevlevihanesi civarı ile Edirnekapı dışındaki Mustafapaşa Dergâhı arasında farklı iddialar bulunması, sanatçının tarihsel izlerinin kısmen kayıp olduğunu göstermektedir. "Itrî" mahlasının çiçek ve meyve sevgisinden türediği ya da yetiştirdiği bir armut çeşidine (Mustabey armudu) atfen verildiği yönündeki rivayetler, onun yaşamına dair popüler anlatıları oluştururken, kesinliği kanıtlanmamış birer kültürel hikâye olarak kalmıştır. Hafız Post ve Câmî Ahmed Dede gibi çağdaşlarıyla birlikte değerlendirilen Itrî, hem eserleriyle hem de yaşamı çevreleyen belirsizlikleriyle Klasik Türk Müziği'nin hafızasında yer edinen, ancak bazı yönleriyle hâlâ keşfedilmeyi bekleyen bir bestekârdır.

    Miras

    Buhurizade Mustafa Itri'nin bıraktığı iz, Klasik Türk Müziği'nin temel taşlarından biri olarak kabul edilir. IV. Mehmet döneminde sarayda müzik hocası ve hânende olarak görev yapmış olan bestekârın, binin üzerinde eser bestelediği söylenmekle birlikte, günümüze ulaşan eser sayısı yaklaşık 40 olarak kayıtlara geçmiştir. Bu eserler dönemin mecmualarında korunmuş olup, o dönemden kayıtlı bir albüm veya filmografik materyal bulunmamaktadır.

    Itrî'nin kültürel hafızadaki yerleşimi, sadece müzikal kalitesine değil, modern dönemde aldığı ulusal ve uluslararası tanına da dayanmaktadır. 2009 yılında Türkiye Cumhuriyeti 100 TL banknotunda resmi yüz olarak yer alması ve 2012 yılında UNESCO tarafından "Itrî Yılı" olarak ilan edilmesi, sanatçının tarihsel kişiliğinin ötesinde bir kültürel simgeye dönüştüğünü göstermektedir. Özellikle Segâh Kurban Bayramı Tekbiri ve Mevlevi Ayinleri gibi dini ve tasavvufî besteleri, hâlâ icra edilmek suretiyle nesilden nesile aktarılmaktadır.

    Yine de Itrî'nin biyografik mirasına dair ciddi belirsizlikler mevcuttur. Doğum ve ölüm yılları konusunda (1630-1713 arası değişkenlik gösteren) tarihlerdeki kaynak çelişkileri ile mezarının kesin konumunun bulunamaması (Yenikapı ve Edirnekapı civarı tartışmaları), onun kişisel tarihinin tam olarak aydınlatılamadığını işaret eder. Tüm bu kayıp detaylara ve kaynak tutarsızlıklarına rağmen, Nefî, Fuzuli ve Yahya Kemal Beyatlı gibi şairlerin şiirlerini besteleme pratiği ve saray çevresinin ötesine geçen sanatsal etki, onu Türk müziği hafızasında vazgeçilmez kılan unsurlar olarak kalmaya devam etmektedir.

    Sık Sorulan Sorular

    Itrî'nin doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmekte midir? Hayır, kaynaklarda tam görüş birliği bulunmamaktadır. Doğum yılı 1630-1640 arası veya 1640 olarak, ölüm yılı ise 1711, 1712 veya 1713 olarak değişmektedir. Bu tarihsel çelişkiler sanatçının hayat hikâyesini gizemli kılan unsurlardandır.

    Itrî'nin bestelediği eser sayısı nedir ve günümüze nasıl ulaşmıştır? İlgili kaynaklarda binin üzerinde eser bestelediği belirtilmekle birlikte, güvenilir şekilde günümüze ulaşabilen eser sayısı yaklaşık 40 civarındadır. Dönemine ait kayıtlı albüm teknolojisi bulunmadığından eserler mecmualar içinde korunmuştur.

    Itrî'ye atfedilen ve günümüze ulaşan tanınan eserleri nelerdir? Segâh Kurban Bayramı Tekbiri, Salât-ı Ümmiye, Nevâ Kâr, Segâh Mevlevi Ayini, Tûtî-i mûcize-gûyem (Segâh Yürük Semai) ve Na't-ı Mevlana gibi besteler tanınan yapıtları arasındadır.

    Itrî'nin mezarının konumu hakkında ne gibi bilgiler mevcuttur? Mezarı kayıptır. Tarihçiler arasında Yenikapı Mevlevihanesi civarı ile Edirnekapı dışındaki Mustafapaşa Dergâhı arasında farklı iddialar bulunmakta ve tartışmalar devam etmektedir.

    "Itrî" mahlasının kökeni hakkında hangi rivayetler vardır? Bu konuda kesinleşmiş bir bilgi yoktur. Bazı kaynaklar çiçek ve meyve sevgisinden geldiğini savunurken, diğerleri "Mustabey" armudunu yetiştirdiği için bu ismi aldığı yönündedir.

    Itrî'nin kültürel mirası ve tanınırlığı nasıl onurlandırılmıştır? 2009 yılında Türkiye Cumhuriyeti 100 TL banknotunun resmi yüzünde yer almış ve 2012 yılında UNESCO tarafından "Itrî Yılı" olarak ilan edilmiştir.

    Kaynak


    © 1995-2025 Turkish Music and Voice Library
    Please read our disclaimer, contributor list and privacy statement.
    We support sales and listening of Turkish Music across United States and around the World
    This basically nonprofit website is built to promote Turkish culture around the world as an archive and reference
    If you'd like to help contact us at info(@)turkishmusic.org
    last update July 04 2026