Since 1995

Turkish Music and Voice Library

Home 

About Library 

Documents 

Artist Info 

Folk 

Pop (A-K) 

Pop (L-Z) 

Arabesque 

Tavern 

Classical (A-G) 

Classical (H-Z) 

Marches 

Religious 

Children 

Comedy 

Poetry 

People 

WorldMusic 

Iranian 

Greek 


Video 

Bizimyoutube 


Midi 

Links 

Radios 

Newspaper 

Best Sites 

Facebook 

Bluesky 


Shop TrMusic 

Help 

Contact 



04.07.26

why retro design

    Sadi Hoşses (read English version here)

    Sadi Hoşses

    Türkiye Radyo Tarihçesi'nin en değerli seslerinden biri olan Sadi Hoşses, Cumhuriyet dönemi Türk Sanat Müziği'nin hem icracısı hem de bestekarı olarak dönemine yön veren nadir sanatçılarındandır. İstanbul Radyosu'nda başladığı yolculuğunu Ankara Radyosu'nda sürdüren Hoşses, TRT Repertuvar Kurulu üyeliği gibi kritik görevlerle müziğin kurumsal hafızasını şekillendirmiş, ardından İzmir'e yerleşerek sanatının Anadolu'daki eğitici mirasına katkı sağlamıştır. Özellikle ayrılık ve hasret temalarını derin bir duygu yoğunluğuyla işleyen besteleri, Türk mûsikisi repertuvarının duygu dünyasına renk katmıştır.

    "Bağa girdim ay çıktı" veya "Elâ gözlüm sana billâh can mı dayanır?" gibi eserleriyle tanıdığımız Hoşses, bestelerinde ilham kaynağı olarak "ıstırap"ı seçmiş; eserlerini sessiz bir atmosferde, gün batımında besteleme tutkusuyla bilinir. Rast, Ferahfezâ ve Kürdili-hicazkâr makamlarındaki başarılarıyla tanınan usta, vefatından sonra İzmir Karşıyaka Belediyesi tarafından dikilen büstü ve Ege Üniversitesi'ndeki akademik çalışmalarla adını yaşatmaya devam etmektedir. Hayatı boyunca İstanbul ve Ankara'nın merkezindeki sanatsal faaliyetler ile İzmir'deki pedagojik çalışmaları arasında köprü kuran Hoşses, Türk mûsikisinin yayıncı ve öğreten yüzünü temsil etmiştir.

    Biyografi

    Türk mûsikisinin radyo döneminin önemli isimlerinden biri olarak kabul edilen Sadi Hoşses, 1912 yılında Halep'te dünyaya gelmiş, 3 Temmuz 1994 tarihinde İzmir'de yaşamını yitirmiştir. Sanatçının kariyeri, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu'nun kuruluş yıllarına ve yayıncılığın gelişim süreçlerine denk gelmektedir. Kariyerine 1936 yılında İstanbul Radyosu'nda ses sanatkarı olarak başlayan Hoşses, iki yıl sonra yeni açılan Ankara Radyosu'na geçiş yapmıştır. Ankara Radyosu'nda 1952 yılına kadar görev yapan usta sanatçı, bu tarihte istifa etmiş ve yaklaşık on yıl süreyle Ankara ve İstanbul’da ticaretle meşgul olmuştur. Ticari faaliyetler dönemi sonrasında tekrar Ankara Radyosu'na dönen Hoşses, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu Müzik Dairesi Repertuvar Kurulu üyeliği de yapmıştır.

    1982 yılında emekliye ayrılmasının ardından İzmir'e yerleşen Hoşses, şehrin kültürel yaşamına önemli katkılarda bulunmuştur. İzmir İhracatçılar Birliği'nde başbakanlık murâkıbı olarak görev alan sanatçı, Bostanlı'da açtığı dershanede Türk mûsikisi ve ud dersleri vermiştir. Ayrıca 1987 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi Klasik Türk Müziği Korosu'nda koro şefliği yapmıştır. Eğitimci kimliği ile tanınan Hoşses, hocaları arasında Kemânî Reşad Erer, Şeyh Mehmed Cemâleddin Efendi, Muallim Kâzım Uz ve Kemal Niyazi Seyhun gibi dönemin önde gelen isimleri yer almaktadır. Meslektaşları arasında ise Vecihe Daryal, Refik Fersan ve Mesut Cemil Tel gibi isimler sayılmaktadır.

    Beste anlayışında "ıstırap"ı ilham kaynağı olarak belirten Hoşses, eserlerini genellikle sessiz bir ortamda ve güneş batarken bestelemeyi tercih etmiştir. Rast, ferahfezâ ve kürdili-hicazkâr makamlarını sıkça kullanan sanatçı, ilk eserini 1938 yılında bestelediğini ifade etmiştir. Bu eserin "Bağa girdim ay çıktı" (Karcığar) parçası olduğu belirtilmekle birlikte, bazı kaynaklarda Rahmi Kalaycıoğlu'nun 1960 yılında yayımladığı nota neşriyatında "Elâ gözlüm sana billâh can mı dayanır?" (Rast) adlı eserin 1941 yılına tarihlendiği görülmektedir. Sanatçı, "Elâ gözlüm..." mısrasıyla başlayan bu eserin 17 yaşında bestelendiğini de kayıtlara geçirmiştir. "Karlı dağları mı aştın?", "Gülmedi şu bahtım gülmedi gitti" ve "Yıldızlı semâlarda haşmet ne güzel şey" gibi eserleri Türk Sanat Müziği repertuvarında yer bulmuştur. Faik Ali Ozansoy ve Yunus Emre gibi şairlerin sözlerini bestelemiştir.

    Sadi Hoşses'in vefatından sonra evindeki nota koleksiyonunun çalınması, miras üzerinde üzücü bir durum olarak kayıtlara geçmiştir. Buna karşın sanatçının İzmir'deki mirası kurumsal düzeyde korunmuştur. İzmir Karşıyaka Belediyesi tarafından büstü dikilmiştir. Ayrıca Ege Üniversitesi Devlet Türk Mûsikisi Konservatuvarı Temel Bilimler Bölümü'nde Gülten Özdürgen tarafından 1993 yılında "Sadi Hoşses. Hayatı, Eserleri, Besteciliği" başlıklı bir mezuniyet çalışması hazırlanmıştır. Sanatçının albüm isimleri ve filmografisi hakkında kaynaklarda kesin bilgilere rastlanmamakta, sadece 1960 yılında Rahmi Kalaycıoğlu tarafından "Türk Musikisi Bestekârları Külliyatı Sayı 7: Sadi Hoşses" başlığı altında nota neşriyatı yapıldığı belirtilmektedir.

    Sanat ve Stil

    Sadi Hoşses, Cumhuriyet dönemi radyo yayıncılığının kurumsallaşan yapısı içinde hem ses sanatçısı hem de besteci olarak kendine özgü bir müzikal kimlik oturtmuştur. Kendi bestelerini icra ederken ve repertuvarını oluştururken temel ilham kaynağı olarak "ıstırap"ı belirtmiş, bu duygu dünyasını eserlerine yansıtmıştır. Bestelerini genellikle sessiz bir ortamda, güneşin batışı eşliğinde tanzim etmesi tercihleri, onun müzikalifadesinde içe dönük ve melankolik bir atmosferin hakim olmasına neden olmuştur. Repertuvarında yer alan eserler incelendiğinde, özellikle Rast, Ferahfezâ ve Kürdili-hicazkâr makamlarını sıkça tercih ettiği görülmektedir; bu makamların otonomik yapısı, sanatçının ifade etmek istediği hasret ve ayrılık temalarını destekler niteliktedir.

    Sanatçının müzikal dünyasında, "Bağa girdim ay çıktı" (Karcığar) ve "Elâ gözlüm sana billâh can mı dayanır?" (Rast) gibi eserler, hem onun ilk dönem bestelerine işaret eder hem de Türk Sanat Müziği'nin o döneme ait söyleyiş geleneğinin birer örneğidir. "Gülmedi şu bahtım gülmedi gitti" ve "Sen gittin artık bu yerlerin tadı kalmadı" gibi başlıklar, repertuvarındaki ana temayı oluşturan ayrılık ve bahtsızlık duygusunu net bir şekilde yansıtmaktadır. Ses sanatkârı olarak radyo arşivlerindeki kayıtları ile bestecilik kimliği birleştiğinde, kendi sözlerini kendi besteleriyle yorumlayan bir yaklaşım öne çıkmaktadır. Ancak mevcut kaynakların teknik detaylardan ziyade biyografik ve esere odaklanmasından ötürü, ses karakteristiklerinin fiziksel özellikleri yerine sanatçının ifadesel duruşu ve eserlerin duygusal tonu ön plana çıkarılmaktadır.

    İzmir'deki emeklilik döneminde Bostanlı'da verdiği dersler ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Klasik Türk Müziği Korosu'ndaki şeflik tecrübesi, bu stilin eğitimci kimlikle de aktarıldığını göstermektedir. Notası vefatından sonra çalınan koleksiyonunda kalan eserler, Sadi Hoşses'in sadece bir yorumcu değil, Türk mûsikisi geleneğini Anadolu'ya ve radyo yayıncılığına entegre eden bir kuşak geçiş figürü olduğunu ortaya koymaktadır. Eserleri, 1993 yılında Ege Üniversitesi'nde akademik çalışma konusu yapılana kadar da, İzmir ve çevresindeki müzik kültürünün temel taşlarından biri olarak dinleyici bulmuştur.

    Şarkılar ve Besteler

    Sadi Hoşses, bestekârlık yeteneğini ses sanatkarlığı ile birleştiren, Türk Sanat Müziği'nin radyo dönemi repertuvarında derin bir iz bırakan bir isimdir. Bestelerinde sıkça başvurduğu "ıstırap" teması, ayrılık ve hasret duygularını ustalıkla işleyen melodi yapılarıyla birleşir; eserlerini sessiz bir ortamda ve gün batımı saatlerinde bestelemeyi tercih ettiği bilinmektedir. Makâm tercihlerinde de Rast, Ferahfezâ ve Kürdili-hicazkâr gibi derinlikli sesleri sıklıkla kullanan Hoşses, repertuvarını duygusal yoğunluğuyla ayırt eder.

    Sanatçının repertuvarında yer alan eserler arasında, kendi ifadesine göre ilk bestesi kabul edilen ve 1938 yılında bestelediği "Bağa girdim ay çıktı" (Karcığar) özel bir yere sahiptir. Birçok kaynakta eserlerinin ilk kaydı olarak gösterilen "Elâ gözlüm sana billâh can mı dayanır?" (Rast) şarkısı ise onun erken dönem yeteneğine işaret etmektedir. Repertuvarın duygu yoğunluğu, "Gülmedi şu bahtım gülmedi gitti", "Sen gittin artık bu yerlerin tadı kalmadı" ve "Bir gün gelecek sen de beni anlayacaksın" gibi Karcığar ve Hicaz besteleriyle öne çıkar. Aynı zamanda "Karlı dağları mı aştın?" ve "Gül sen gülün olayım" başlıklı Hicaz besteleri ile "Hicrânı açmıştır sînede yara" (Mahur), "Yıldızlı semâlarda haşmet ne güzel şey" (Kürdili-hicazkâr) ve "Ağlamakla inlemekle ömrüm gelip geçiyor" (Nihavend) eserleri, Türk Sanat Müziği mirasına kazandırılmış önemli parçalar olarak bilinmektedir.

    Mevcut kaynaklarda sanatçının ticari albüm isimleri, katalog kayıtları veya filmografi bilgileri ile ilgili kesin veriler bulunmamaktadır. Ancak bestelerinin yazılı kaynakları arasında, 1960 yılında Rahmi Kalaycıoğlu tarafından yayımlanan "Türk Musikisi Bestekârları Külliyatı Sayı 7: Sadi Hoşses" başlıklı nota neşriyatı öne çıkmaktadır. Eserlerin tam kaydının yanı sıra, İzmir'deki eğitim faaliyetleri ve TRT arşivlerinin de bestelerinin korunmasında rol oynadığı düşünülmektedir; ancak vefatından sonra evinde saklı bulunan nota koleksiyonunun çalınması, bazı özgün eserlerin kayıtlı kaynağı konusunda eksikliklerin yaşanmasına neden olmuştur.

    Context

    Sadi Hoşses, Cumhuriyet dönemi radyo kültürünün ve Türk Sanat Müziği besteciliğinin gelişim sürecinde önemli bir köprü görevi görmüştür. Hayatının önemli bir bölümünü İstanbul ve Ankara radyolarında geçirmiş olan sanatçı, 1936 yılında İstanbul Radyosu'na ses sanatkârı olarak girmiş, 1938'de yeni kurulan Ankara Radyosu'na geçerek kurumun ilk seslerinden biri olmuştur. Kariyerinin son dönemlerinde Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu Müzik Dairesi Repertuvar Kurulu üyeliği yapan Hoşses, 1982 emekliliğine kadar bu süreçte rol almıştır. Kaynaklarda doğum tarihi ve yeri konusunda 1908, 1910 veya 1912 yılı ile İstanbul/Halep ayrımı gibi çelişkiler bulunmakla birlikte, TDV İslâm Ansiklopedisi gibi ana kaynaklar 1912 Halep doğumunu esas almaktadır.

    Bestekârlığında ıstırap ve ayrılık temaları öne çıkar. Bestelerini genellikle güneş battığı sessiz anlarda kaleme aldığı ifade edilen sanatçı, özellikle Rast, Ferahfezâ ve Kürdili-hicazkâr makamlarını sıkça kullanmıştır. Kendi ifadesine göre ilk eseri olan 1938 tarihli "Bağa girdim ay çıktı" parçasının yanı sıra, 1941 tarihli "Elâ gözlüm sana billâh can mı dayanır?" eseri bazı nota koleksiyonlarında erken tarihli kayıtlara sahiptir. Sanatçının 1960 yılında Rahmi Kalaycıoğlu tarafından hazırlanan "Türk Musikisi Bestekârları Külliyatı" içinde yer alması, eserlerinin notalandırılması ve saklanması açısından kritik bir başlangıç olsa da, vefatının ardından evindeki nota koleksiyonunun çalınması bu mirasın korunmasında yaşanan bir kayıp olarak nitelendirilmektedir.

    Emekliliğinden sonra İzmir'e yerleşen Hoşses, burada hem eğitimci hem de sanatçı olarak faaliyet göstermiştir. Bostanlı'daki dershanesinde ud ve Türk mûsikisi dersleri vermiş, 1987 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi Klasik Türk Müziği Korosu'nun başına geçerek kent müzik yaşamına yön vermiştir. İzmir Karşıyaka Belediyesi tarafından büstü dikilmiş ve Ege Üniversitesi Devlet Türk Mûsikisi Konservatuvarı'nda 1993 yılında akademik bir çalışma konusu olmuştur. Ticari albüm kayıtları ve filmografisi konusunda kesin veriler bulunmamakla birlikte, radyo kayıtları ve özel notaları aracılığıyla eserleri bugünlere taşınmıştır.

    Miras

    Türk mûsikîsi hafızasında, radyo yayıncılığının emeklediği yıllardan İzmir'in kültür atmosferine geçişe kadar uzanan yolculuğuyla tanınan Sadi Hoşses, hem ses sanatçısı hem de bestekâr olarak dönemsel bir köprü görevi görmüştür. İstanbul ve Ankara radyolarındaki çalışmalarının yanı sıra, TRT Müzik Dairesi Repertuvar Kurulu'ndaki göreviyle beste ve icra politikalarına yön vermeye çalışan bir isim olarak hatırlanır. Ancak onun asıl iz bıraktığı alanların başında, özellikle İzmir’deki eğitimci kimliği gelmektedir. Bostanlı’daki dershanesinde yetiştirdiği öğrenciler ve 1987 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi Klasik Türk Müziği Korosu’nda üstlendiği şeflik, sanatının sadece radyo mikrofonlarıyla değil, sahne ve öğretmenlik yoluyla da yaşatıldığının kanıtıdır.

    Ölümünün ardından bile isminin unutulmaması, yerel yönetimlerin ve akademik çevrelerin ilgisini çekmiştir. İzmir Karşıyaka Belediyesi tarafından dikilen büst, sanatçının şehirden aldığı emeğe vefa olarak görülebilir. Aynı şekilde, Ege Üniversitesi Devlet Türk Mûsikisi Konservatuvarı’nda 1993 yılında mezuniyet çalışması olarak hazırlanan inceleme, onun besteciliğinin ve yaşamının literatürdeki yerini akademik bir zemine oturtmaya çalıştığını göstermektedir. Yine de, bir bestekârın en değerli emaneti olan nota koleksiyonunun vefatından sonra evinden çalınması, arşivsel hatıraların ne kadar kırılgan olduğunun üzücü bir hatırlatıcısıdır.

    Ticari albüm arşivlerindeki kesin verilerin bulunmaması ve doğum yılı ile yeri gibi biyografik detaylarda kaynaklar arasındaki çelişkiler, sanatçının tam bir portresini çizmeyi zorlaştırmakla birlikte, elindeki eserlerin (özellikle "Bağa girdim ay çıktı" ve "Elâ gözlüm sana billâh can mı dayanır?" gibi parçaların) Türk Sanat Müziği repertuvarında yer bulduğu bilinmektedir. Kaynaklarda eserlerinin "ıstırap" temalı işlendiği ve sessiz, akşam saatlerinde bestelendiği belirtilmesi, sanatçının mirasının sadece bir besteden ibaret olmadığını, duygu ve atmosferle de belleklere kazındığını ortaya koymaktadır. Mevcut kaynakların eksikliklerine rağmen, Radyo dönemi bestekârları arasındaki yerini ve İzmir’deki eğitici yönüyle bıraktığı izleri, onun müzik tarihimizdeki konumunu özetleyen en sağlam dayanaklardır.

    Sık Sorulan Sorular

    Sadi Hoşses'in doğum ve vefatına dair kesin bilgiler nedir? Kaynakların çoğu 1912 yılında Halep'te doğduğu bilgisini esas almakla birlikte, doğum tarihi ve yeri konusunda 1908, 1910 veya İstanbul doğumlu olduğuna dair çelişkiler bulunmaktadır. Sanatçı 3 Temmuz 1994 tarihinde İzmir'de yaşamını yitirmiştir.

    Bestelerinde hangi duygular ve temalar ön plandadır? Hoşses, eserlerini genellikle "ıstırap"ı ilham kaynağı olarak benimsemiş; ayrılık ve hasret temalarını derin bir duygu yoğunluğuyla işlemiştir. Bestelerini tanzim ederken sessiz bir ortamda ve güneş battığı saatleri tercih etmesi, müzikal ifadesinde içe dönük ve melankolik bir atmosfer yaratmıştır.

    Hangi müzikal makamları sıklıkla kullanmıştır? Sanatçı, Rast, Ferahfezâ ve Kürdili-hicazkâr makamlarını sıkça kullanmıştır. Bu makamların otonomik yapısı, bestelerinde işlediği hasret ve ayrılık temalarını destekler niteliktedir.

    En bilinen eserleri arasında hangileri yer almaktadır? İlk bestesi olarak kabul edilen 1938 tarihli "Bağa girdim ay çıktı" (Karcığar) ve 1941 tarihli "Elâ gözlüm sana billâh can mı dayanır?" (Rast) eserleri öne çıkar. Bunun yanı sıra "Gülmedi şu bahtım gülmedi gitti", "Karlı dağları mı aştın?" ve "Yıldızlı semâlarda haşmet ne güzel şey" gibi besteleri Türk Sanat Müziği repertuvarında yer bulmuştur.

    İzmir'deki sanat ve eğitim faaliyetleri nelerdir? 1982 yılında emekli olarak İzmir'e yerleşen Hoşses, Bostanlı'da açtığı dershanede ud ve Türk mûsikisi dersleri vermiştir. Ayrıca 1987 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi Klasik Türk Müziği Korosu'nda koro şefliği görevini üstlenmiştir.

    Eserlerinin kayıt ve yayın durumu hakkında ne bilinmektedir? Kaynaklarda sanatçının ticari albüm isimleri ve filmografisi hakkında kesin bilgilere rastlanmamaktadır. 1960 yılında Rahmi Kalaycıoğlu tarafından nota neşriyatı yapılmış olmasına rağmen, vefatından sonra evindeki nota koleksiyonunun çalınması, bazı özgün eserlerin korunması konusunda üzücü bir kayıp olarak kayıtlara geçmiştir.

    Kaynak


    © 1995-2025 Turkish Music and Voice Library
    Please read our disclaimer, contributor list and privacy statement.
    We support sales and listening of Turkish Music across United States and around the World
    This basically nonprofit website is built to promote Turkish culture around the world as an archive and reference
    If you'd like to help contact us at info(@)turkishmusic.org
    last update July 04 2026