Since 1995

Turkish Music and Voice Library

Home 

About Library 

Documents 

Artist Info 

Folk 

Pop (A-K) 

Pop (L-Z) 

Arabesque 

Tavern 

Classical (A-G) 

Classical (H-Z) 

Marches 

Religious 

Children 

Comedy 

Poetry 

People 

WorldMusic 

Iranian 

Greek 


Video 

Bizimyoutube 


Midi 

Links 

Radios 

Newspaper 

Best Sites 

Facebook 

Bluesky 


Shop TrMusic 

Help 

Contact 



04.07.26

why retro design

    Udi Hasan Sabri Bey (read English version here)

    Intro

    Türk musiki geleneğinde fiziksel karanlık, yaratıcılığı asla gölgeleyememiş nadir isimlerden biri Udi Hasan Sabri Bey'dir. Şemsipaşa'da doğan ve Çamlıca'da son yolculuğuna uğurlanan müzisyen, doğuştan gelen görme zayıflığı ve ilerleyen yaşla birlikte gelen körlük nedeniyle "Âmâ Hasan Bey" olarak anılmış, ancak zihnindeki müzikal dünyayı bestekârlığı ve hocalığıyla aydınlatmıştır. 1908 Meşrutiyet ilânından önce idari görevlerinde bulunan sanatçı, bu tarihten sonra kariyerini tamamen müziğe adamış ve Darülmûsiki'de hem icrakâr hem de hoca olarak önemli bir yer edinmiştir. Batı notası eğitimi ve Fransızca bilgisiyle, döneminin batılılaşma hareketlerine entegre olmuş akademik müzik ikliminin bir temsilcisi konumundadır. Udi Hasan Sabri Bey, yaklaşık kırk kadar eser bestelemiş olsa da, en büyük müzikal mirasının bir kısmı Kumkapı-Nişancı Yangını'nda kendi eliyle yazdığı notaların yok olmasıyla kaybolmuştur. Bestelerinde aşk, hasret ve görsel zenginlik temalarını işleyen bestekârın, günümüze ulaşabilen Hala Esiri, Isfahan Sendemi ve Nihavend Emret gibi kompozisyonları, Türk müziği hafızasındaki yerini korumaktadır.

    Biyografi

    1868 yılında İstanbul’da, Şemsipaşa bölgesindeki “Delinin Yalısı” olarak adlandırılan mevkide dünyaya gelen Hasan Sabri Bey, Türk Musikisi geleneğinin son dönem önemli bestekârlarından biri olarak kabul edilir. Doğuştan itibaren zayıf olan gözleri, ilerleyen yaşla birlikte tamamen görme yetisini yitirmesine neden olmuş ve bu fiziksel durum onu halk arasında “Âmâ Hasan Bey” olarak anılmaya sevk etmiştir. Ancak müzikal yeteneği ve bestekârlığı, bu bedensel engeli aşarak dönemin müzik sahnesinde tanınmasını sağlamıştır.

    Hayatının ilk dönemi, 1908 yılına kadar Maarif Nezareti Meclis Kalemi'ndeki memuriyetle geçmiştir. Ancak 1908'de ilan edilen Meşrutiyet sonrasında mesleki durumunda bir değişim yaşanmış ve görevden uzak kalan sanatçı, ailesinin geçimini sağlamak ve müziği hayatına entegre etmek amacıyla özel müzik dersleri vermeye başlamıştır. Müzik eğitimine Kanuni Mike’dan kanun, Beşiktaş’lı Cemal Bey’den ud ve Hayık Usta’dan Batı notası alarak başlamış, ayrıca iyi derecede Fransızca bilmesiyle döneminin batılılaşma hareketleri içerisindeki entelektüel ortamla da bütünleşmiştir. Darülmûsiki’nin kuruluşuna destek veren Leon Hanciyan’ın başkanlığında, kurumda hem icrakâr hem de hoca olarak görev alarak yetiştirdiği nesillere ve o dönemin müzik yapısına katkı sağlamıştır.

    Sanatçının bestekârlık mirası, yaklaşık kırk kadar eserden oluşmaktadır. Isfahan Sendemi, Hala Esiri, Zulfiyar Olmaktasin, Nihavend Emret ve Vereyim Canimi gibi eserler, bestelediği bestelerin arasından öne çıkan örnekler olarak kayıtlara geçmiştir. Ancak Hasan Sabri Bey’in müzikal mirasının en büyük trajedisi, kendi eliyle yazdığı notaların çoğunun Kumkapı-Nişancı Yangını'nda yok olmasıdır. Bu olay, eserlerinin tam bir kütüphanesine erişimimizi kısıtlayan önemli bir faktör olmuştur. Günümüzde kayıtlı albüm bilgisi, filmografisi veya aldığı özel ödüller hakkında kaynaklarda detaylı bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak bu eksiklikler, bestekârın 21 Mart 1922 tarihinde Çamlıca Mezarlığı'nda toprağa verilmesiyle hayatı sona eren bir müzik insanı olarak anılmasına engel olmamıştır.

    Stil

    Udi Hasan Sabri Bey'in müzikal dünyası, bestecilik ve müzik eğitimi disiplinlerinin kesiştiği noktada konumlanır. Bestekârlık kariyerinde yaklaşık kırk esere imza atan sanatçı, Isfahan Sendemi, Bestenigar Her Dem Sozum ve Nihavend Emret gibi başlıklarla dönemin klasik Türk Musikisi makamsal zenginliğini temsil eder. Beste isimleri arasındaki "Hicran", "Hasretinle", "Felek" ve "Gonca" gibi ifadeler, bestekârın temalarının ağırlıklı olarak hasret, ayrılık ve estetik bir bakış açısı üzerine kurulu olduğunu gösterir. Sanatçının müzikal kişiliği, Darülmûsiki'de hocalık yapması ve Hayık Usta'dan Batı notası eğitimi almasıyla şekillenmiştir; bu durum, bestelerinin geleneksel üslubun ötesinde döneminin müzikal modernleşme çabalarıyla da bağlantılı olabileceğini düşündürür. Ayrıca Fransızca bilmesi ve Meşrutiyet dönemi bürokrasisine yakınlığı, onun entelektüel bir bestekâr profiline işaret eder.

    Ancak Udi Hasan Sabri Bey'in bir icracı veya ses sanatçısı olarak tarzı, kayıtlı bir ses mirasının bulunmaması ve kendi notalarının büyük çoğunluğunun Kumkapı-Nişancı Yangını'nda yok olması nedeniyle net bir şekilde tespit edilememiştir. "Âmâ Hasan Bey" olarak tanınan sanatçının ses tonu, yorumlama biçimi ve canlı performans detayları hakkındaki bilgiler, mevcut kaynaklarda yer almadığından müzikal stil analizi yalnızca bestecilik yönüyle sınırlı kalmaktadır. Beşiktaş’lı Cemal Bey'den ud ve Kanuni Mike'dan kanun eğitimi aldığı bilinmekle birlikte, bu hocalardan aldığı tekniklerin icrasına yansıması hakkında kesin bir veri bulunmamaktadır. Bu nedenle sanatçının kalıcı izi, besteleri ve müzik eğitimindeki rolü üzerinden okunmaktadır; sesli dünyası ise tarihin perde arkasında kalmıştır.

    Şarkılar ve Beste Mirası

    Udi Hasan Sabri Bey'in bestekârlık kariyeri, kaynaklarda belirtilen kırk kadar eserle sınırlı kalmaktadır. Sanatçının müzikal mirasının önündeki en büyük engel, kendi eliyle hazırladığı notaların büyük çoğunluğunun Kumkapı-Nişancı Yangını'nda yok olmasıdır. Bu olay, bestekârın eserlerinin günümüze ulaşan kayıtlı hallerinin oldukça sınırlı kalmasına ve diskografisinde güvenilir bir albüm bilgisinin bulunmamasına neden olmuştur.

    Mevcut kaynaklarda temsil ettiği eserler arasında "Felek", "Hicranın İle Ey Gonca" ve "Bestenigar Hasretinle" gibi başlıklar, bestekârın hasret ve ayrılık temalarına yoğunlaşan duygu dünyasına işaret etmektedir. Repertuvarda "Saba Ey Saba", "Zulfiyar Olmaktasın", "Nihavend Emret" ve "Vereyim Canımı" isimli parçalar öne çıkarken; "Efsus İle Eyvah Olacaktır" ve "Evic Nari" gibi besteler de üslubunun duygusal yoğunluğunu yansıtmaktadır. Bestekârın makamsal çeşitliliğe sahip olduğu, "Isfahan Sendemi", "Acemaşiran Longa", "Hicaz", "Uşşak" ve "Bestenigar Her Dem Sözüm" gibi eserlerle anlaşılmaktadır. "Horozumun Beş Pencesi" gibi daha geleneksel tınılı başlıkların yanı sıra "Pur Meleli Yarime", "Arzet Hali", "Leb Suzinak", "Kestin Ummidi" ve "Nihayet Sinei" gibi isimler de bestekârlık birikiminin parçalarıdır.

    Repertuvarın diğer bir kısmında "Sad Pareden", "Bestenigar Hasretinle", "Ey Peri", "Kalbi Nizarım", "Bağlarım", "Suzidilara", "Bu Hüsn İle", "Ey Gonçe", "Dehen", "Afeti", "Cansın", "Aldı Agüşi", "Visalimden", "Dildedemi" ve "Hala Esiri" gibi isimler yer almaktadır. "Çünkü O Senindir" ve "Cansın" gibi başlıklar da bestekârın söz ve beste üretimine dahil edilmiştir. Ne var ki, bu eserlerin orijinal icralarına dair güvenilir kayıt bilgileri bulunmamaktadır. Kayıtlı bir albüm veya filmografi bilgisi olmamasına rağmen, belirtilen bu isimler Udi Hasan Sabri Bey'in Türk Musikisi geleneğindeki bestekârlık konumunu hatırlatan temel eserler olarak literatürde yerini korumaktadır.

    Bağlam

    Udi Hasan Sabri Bey, 1868'de doğup 1922'de Çamlıca Mezarlığı'na defnedilen, Türk Musikisi tarihinin son Osmanlı dönemine tanıklık etmiş önemli bir bestekâr ve müzik eğitimcisidir. 1908 yılına kadar Maarif Nezareti Meclis Kalemi'nde memuriyet yapmış, Meşrutiyet ilânından sonra mesleğini değiştirerek özel derslerle birlikte Darülmûsiki bünyesinde icrakârlık ve öğretmenlik görevlerini üstlenmiştir. Bu kurumsal geçiş, o dönemin bürokratik yapıdan kurumsal müzik eğitimi yapılanmasına doğru ilerleyen hareketin bir parçasıdır. Bestekârlığında Hicaz, Nihavend ve Isfahan gibi makamların işlendiği eserler bulunmakla birlikte, toplamda kırk kadar beste yapmıştır.

    Müzikal mirası açısından dikkat çeken bir husus, kendi eliyle yazdığı notaların çoğunun Kumkapı-Nişancı Yangını'nda yanmış olmasıdır; bu olay, sanatçının eserlerinin ve notalarının günümüze ulaşmasını kısıtlayan en büyük tarihsel engeldir. Batı notası eğitimi almış olması ve iyi derecede Fransızca bilmesi, Osmanlı'nın son döneminde müzik eğitimine entegre edilen çok kültürlü ve batılılaşma çabalarının yansımasıdır. Ayrıca gözlerinin yaş ilerledikçe tamamen kapanması sebebiyle "Âmâ Hasan Bey" olarak anılması, kişisel kimliğiyle müzik tarihinin kesiştiği önemli bir detaydır. Kaynaklarda kayıtlı albüm bilgisi veya filmografisi bulunmamaktadır; bu nedenle varlığı daha çok besteleri ve Darülmûsiki'deki hocalığı üzerinden, dönemsel bir müzik eğitimcisi ve bestekârı olarak konumlandırılmaktadır.

    Miras

    Udi Hasan Sabri Bey'in müzikal mirası, döneminin müzik eğitim kurumlarındaki rolü ve bestekârlık faaliyetleri üzerinden şekillenmekle birlikte, eserlerin fiziksel kayıtlarında yaşanan kayıplar nedeniyle tam anlamıyla değerlendirmeye tabi tutulması kısıtlı kalmaktadır. Kaynaklarda yer alan yaklaşık kırk eserlik bilgi, sanatçının üretkenliğini göstermekle birlikte, bestekârın kendi eliyle hazırladığı notaların büyük bölümünün Kumkapı-Nişancı Yangını'nda yok olması, arşivsel çalışmaları zorlaştıran en temel unsurdur. Bu kayıp, günümüze ulaşan eserlerin tam listesine veya icra tarzına dair kesin yargılarda bulunmayı sınırlamakta ve mirası hakkında temkinli bir yaklaşımı gerektirmektedir.

    Darülmûsiki'de icracı ve hoca olarak görev yapmış olması, Osmanlı müzik geleneğinin kurumsallaşma dönemindeki eğitimci kimliğini öne çıkaran en somut veridir. Meşrutiyet sonrası memuriyetten uzaklaşıp özel derslere ağırlık vermesi, o dönemki sanatçıların geçim modellerine dair de bir ipucu niteliğindedir. "Âmâ Hasan Bey" unvanıyla anılması, görme engelli olmasıyla bilinen bu müzisyenin, çok dilli ve Batı notası bilgisine sahip yetişmiş bir profil çizdiğini gösterse de, kaynaklardaki biyografik eksiklikler sanatçının geniş kitleler üzerindeki etkisi ve güncel hafızadaki yeri konusunda net bir değerlendirme yapılmasını engellemektedir. Bu nedenle Udi Hasan Sabri Bey'in mirası, bestekârlığı ve uğradığı tarihsel felaketlerle birlikte, Türk Musikisi arşivlerinde sınırlı da olsa izler bırakmış, dönemin müzik tarihine dair önemli bir referans noktası olarak kalmıştır.

    Sık Sorulan Sorular

    1. Udi Hasan Sabri Bey neden "Âmâ Hasan Bey" olarak anılmaktadır? Sanatçı, doğuştan gelen görme zayıflığı ve ilerleyen yaşla birlikte gelen körlük nedeniyle halk arasında "Âmâ Hasan Bey" olarak anılmıştır.

    2. 1908 Meşrutiyeti sanatçının kariyerinde nasıl bir değişime yol açmıştır? 1908 yılına kadar Maarif Nezareti Meclis Kalemi'nde memuriyet yapan sanatçı, Meşrutiyet ilânından sonra bu görevden uzaklaşmış ve kariyerini tamamen müziğe adamıştır.

    3. Müzik eğitimi alırken hangi hocalardan ve hangi alanlarda eğitim almıştır? Kanuni Mike'dan kanun, Beşiktaşlı Cemal Bey'den ud ve Hayık Usta'dan Batı notası eğitimi almıştır. Ayrıca iyi derecede Fransızca bilmektedir.

    4. Beste mirası ne kadar eseri kapsamakta ve neden sınırlı kalmıştır? Yaklaşık kırk kadar eseri bulunmaktadır; ancak kendi eliyle yazdığı notaların çoğu Kumkapı-Nişancı Yangını'nda yok olduğu için müzikal mirasının büyük bir kısmı kaybolmuştur.

    5. Günümüze ulaşabilen bazı besteleri arasında hangi eserler yer almaktadır? Hala Esiri, Isfahan Sendemi ve Nihavend Emret gibi kompozisyonlar, bestekârın günümüze ulaşabilen eserleri arasında yer almaktadır.

    6. Sanatçının icra tarzı veya sesli mirası hakkında bilgi bulunmakta mıdır? Kayıtlı bir ses mirası bulunmamaktadır ve notaların kaybolması nedeniyle ses tonu, yorumlama biçimi ve canlı performans detayları hakkındaki bilgiler mevcut kaynaklarda yer almamaktadır.

    Kaynak


    © 1995-2025 Turkish Music and Voice Library
    Please read our disclaimer, contributor list and privacy statement.
    We support sales and listening of Turkish Music across United States and around the World
    This basically nonprofit website is built to promote Turkish culture around the world as an archive and reference
    If you'd like to help contact us at info(@)turkishmusic.org
    last update July 04 2026