Since 1995

Turkish Music and Voice Library

Home 

About Library 

Documents 

Artist Info 

Folk 

Pop (A-K) 

Pop (L-Z) 

Arabesque 

Tavern 

Classical (A-G) 

Classical (H-Z) 

Marches 

Religious 

Children 

Comedy 

Poetry 

People 

WorldMusic 

Iranian 

Greek 


Video 

Bizimyoutube 


Midi 

Links 

Radios 

Newspaper 

Best Sites 

Facebook 

Bluesky 


Shop TrMusic 

Help 

Contact 



04.07.26

why retro design

    Şükrü Tunar (read English version here)

    Giriş

    Türk Sanat Müziği'nin gazino dönemine, klarnetinin o kendine has ve dokunaklı tınılarıyla damga vuran Şükrü Tunar, kendi başına yetiştirdiği bir müzikal deha olarak tarihteki yerini almıştır. 1921 yılında ailesiyle birlikte Edremit'ten İzmir'e, oradan İstanbul'a uzanan serüveninde; ilk ciddi bilgileri İzmir ve Üsküdar musiki cemiyetlerinden alırken, makam ve usul bilgisini besteci Muallim Kazım Bey'den edinmiştir. Klarneti ise hiç kimseden ders almadan, sadece kendi azmi ve ilgisiyle ustalaşarak, dönemin en ünlü meclislerinde ve radyo yayınlarında eşlik eden bir soloya dönüştürmüştür.

    Kariyerinin en göze çarpan noktası, Zeki Müren ile kurduğu samimi ve uzun süreli iş birliğidir. Müren, Tunar'ı sadece bir müzisyen olarak değil, "baba ve ağabey" konumunda görerek ona bu sıfatla yakınlık duyarken, Tunar da yıllarca Müren'in klarnetisti olarak sahne almıştır. 1962 yılının yaz aylarında, Cumhuriyet Gazinosu'nda Müren'in programı sırasında geçirdiği kalp kriziyle sahne hayatını trajik bir şekilde noktalayan sanatçı, Edremit'te açılan kültür merkezi ve günümüzde taş plaklardan yeniden derlenen kayıtlarıyla anısını yaşatmaktadır. Geçti sevdâlarla ömrüm, gözü ceylan gözüdür gibi şiirlerle dile gelen özlem ve cefa temalarını klarnetinden süzen Tunar, Türkiye'nin müzik hafızasında gazino atmosferinin vazgeçilmez bir simgesi olarak kalmıştır.

    Biyografi

    1907 yılında Balıkesir'in Edremit ilçesinde dünyaya gelen Şükrü Tunar, Klasik Türk Müziği ve gazino sahnesinin klarnet ustalığında eşsiz bir konuma sahiptir. I. Dünya Savaşı yıllarında babası ve üç amcasının askere alınmasıyla ailenin geçim yükünü omuzlayan sanatçı, müzikle ilk temasını 13 yaşında bir asker görerek klarnete duyduğu hevesle kurmuştur. Bu hevesin hemen ardından bir klarnet edinen Tunar, enstrüman karşısındaki yeteneğini kimseden ders almadan kendi kendine yetiştirmiş ve nota bilgisini kendi çabalarıyla geliştirmiştir. İlk ciddi müzik bilgilerini 1921 yılında ailesiyle birlikte Edremit'ten İzmir'e göç ettikten sonra İzmir Musiki Cemiyeti'nde almış, iki yıl sonra İstanbul'a gelerek Üsküdar Musiki Cemiyeti'ne katılmıştır. Üsküdar'da besteci Muallim Kazım Bey (Kazım Uz) ile tanışarak makam, usul ve nazariyat derslerini ondan alan Tunar, Kazım Uz'un aracılığıyla Mehter Takımı'na da girmiştir.

    Sanatçının kariyeri boyunca İstanbul ve Ankara radyolarında, saz salonlarında ve gazinolarda yıllarca klarnet ve saksofon çalarak sesini dinleyiciyle buluşturmuştur. Bu dönemde devrin ünlü şarkıcılarına eşlik eden Tunar, özellikle Zeki Müren ile olan yakın ilişkisiyle hafızalara kazınmıştır. Müren, Tunar'ı bir "baba, bir ağabey" olarak tanımlamış ve yıllarca onun klarnetisti olarak sahne almıştır. İlişkinin müzikal yansımaları arasında "Bir muhabbet kuşu" eseri öne çıkmaktadır; bu parça Zeki Müren'in ilk plağı olarak kayda geçmiş ve bestesinin Tunar'a ait olduğu belirtilmiştir. Ayrıca bazı kaynaklarda Zeki Müren'in bazı bestelerinin aslında Tunar'a ait olduğu iddiaları dile getirilmiştir. "Gözü ceylan gözüdür, bakışı mestanedir", "Adanın yeşil çamları" ve "Geçti sevdâlarla ömrüm ihtiyar oldum bugün" gibi eserleri müzik dünyasına kazandıran Tunar, Udi Hrant, Kemani Haydar Tatliyay ve Selahattin Pınar gibi dönemin büyük sanatçılarıyla da aynı meclislerde yer almıştır.

    Şükrü Tunar'ın 1921–1962 yılları arasında süren aktif müzik kariyeri, İstanbul'daki Cumhuriyet Gazinosu'nda Zeki Müren'in programı sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu sahne hayatına veda etmesiyle son bulmuştur. Vefat tarihi konusunda kaynaklar arasında tutarsızlık bulunmakta olup, bazı kaynaklar 15 Temmuz 1962 tarihini işaret ederken diğerleri 15 Ağustos 1962 tarihini öne sürmektedir. Her iki kaynak grubu da vefat yerinin İstanbul, Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildiği hususunda hemfikirdir. Sanatçının anısının yaşatılması amacıyla Edremit'te "Şükrü Tunar Kültür Merkezi" açılmıştır.

    Yaşamı boyunca yayımlanan orijinal albüm sayısının tam olarak belirlenemediği ve belirli müzik ödülleri veya resmi sertifikalar hakkında mevcut kaynaklarda bilgi bulunmadığı görülmektedir. Ancak 2013 yılında "Şükrü Tunar" adıyla yayımlanan çalışmanın yanı sıra, 2021 ve 2022 yıllarında arşivlerden derlenen "Orijinal Hicaz Raks", "Uşşak Raks", "Rast Çiftetelli" ve "İstanbul Karşılaması (Taş Plaktan Günümüze)" gibi kayıtlar, sanatçının mirasının günümüzde de arşiv çalışmalarıyla dinleyiciye ulaştığını göstermektedir.

    Stil ve Müzikal Kimlik

    Şükrü Tunar, Klasik Türk Müziği ve Türk Halk Müziği geleneklerini, 20. yüzyılın gazino ve radyo kültürüyle harmanlayan benzersiz bir klarnet ustasıdır. Enstrüman hakimiyeti, eğitim disiplini ile doğal yeteneğin ilginç bir sentezidir; klarneti hiç kimseden ders almadan, tamamen kendi çabalarıyla ve nota bilgisini bizzat geliştirerek çalmayı öğrenmiştir. Ancak makam, usul ve nazariyat konularında besteci Muallim Kazım Bey’den aldığı formel eğitim, onun ezgisel yorumlarını teknik bir temel üzerine oturtmuştur. Saksofon çalması da, dönemin gazino sahnesinin çok enstrümanlı geçişlerine uyum sağlayabilen bir esnekliğe işaret eder.

    Yorumculuğu ve müzikal kişiliği, çoğunlukla bir eşlik sanatçısı rolüyle tanımlanır. Uzun yıllar boyunca devrin en öne çıkan seslerine, özellikle de Zeki Müren’e klarnetisti olarak eşlik etmiştir. Bu görev, Tunar’ın icra stilini sadece çalan değil, aynı zamanda şekillendiren bir yapıya büründürmüştür; solistle uyum içinde, meclis atmosferini ayakta tutan bir temel ses olarak konumlanmıştır. Zeki Müren’in onu "baba, bir ağabey" olarak tanımlaması, onun sahne dinamiklerindeki otorite ve güven verici duruşunu da pekiştirir.

    Repertuarı, onun duygusal dünyasına dair ipuçları sunar. "Adanın yeşil çamları" gibi eserlerde doğa tasvirleri ve yerel anlatılar öne çıkarken; "Geçti sevdâlarla ömrüm ihtiyar oldum bugün" veya "Öyle çektim ki cefa dilde safa niyetine" gibi bestelerde sevgili özlemi, cefa ve zamanın etkileşimi işlenir. Zeki Müren'in ilk plağı olarak kayda geçmiş olan "Bir muhabbet kuşu" bestesinin Tunar'a ait olduğu belirtilse de, bazı kaynaklarda Müren'in bazı eserlerinin aslında Tunar’a ait olduğu iddiaları da mevcuttur. Bu belirsizlik, onun bestecilik yönünün de yorumlanmasında dikkatli olmayı gerektirmektedir.

    Hayatı boyunca Edremit, İzmir ve İstanbul’daki musiki cemiyetlerinden gazino ve radyo sahnesine uzanan yolculuğu, onun sesine hem Anadolu'nun hem de şehir müziğinin renklerini katmıştır. 1962 yılında Zeki Müren'in programı sırasında, sahneyi hiç terk etmeden geçirdiği kalp kriziyle hayatını kaybetmesi, onun müzikle olan bağımlılığını ve sahne hayatının bir yaşam şekli olduğunu son ana kadar göstermiştir. Bugün ulaşılabilen 2021-2022 yıllarındaki taş plak arşiv derlemeleri, Tunar'ın o dönemin gazino ve meclis klarnetçi sesini dinleyicisine ulaştıran temel kaynaklar arasında yer almaktadır.

    Şarkılar ve Ses Kayıtları

    Şükrü Tunar’ın müzik mirası, başta Zeki Müren olmak üzere dönemin birçok ünlü şarkıcısına eşlik ettiği klarnet icra kariyerinin yanı sıra, besteci kimliğiyle de şekillenir. Ancak günümüze ulaşan ses kayıtlarının büyük çoğunluğu, 1960'lı yıllardan itibaren çıkan taş plakların günümüzde dijitalleştirilerek yayımlanan arşiv derlemelerinden oluşur. Canlı yayınlarda ve gazinolarda eşlikçi olarak yer alan Tunar’ın özgün eserleri, o dönemin ses teknolojisi ve yayıncılık dinamikleri nedeniyle doğrudan "Şükrü Tunar" imzalı albümlerden ziyade, derleme formatlarda korunabilmiştir.

    Bestecilik kimliği öne çıkan parçalar arasında Kürdilihicazkâr makamında yer alan "Gözü ceylan gözüdür, bakışı mestanedir" başta gelir. Duygu yoğunluğunun belirgin olduğu diğer eserlerden Hüzzam makamındaki "Ay öperken suların göğsünü, sahilde yıkan" ve Hüseynî makamında bestelenen "Geçti sevdâlarla ömrüm ihtiyar oldum bugün" ise sanatçının içsel dünyasına ve yaşlılık temalarına olan ilgisini yansıtır. "Öyle çektim ki cefa dilde safa niyetine" ve "Anar ömrünce gönül giden sevgilileri" gibi parçalarla cefa ve özlem temalarını işleyen Tunar, "Adanın yeşil çamları" ve "Gezer dolaşırsın her an gönülde" gibi başlıklarla doğa tasvirleri ve seyrüsefer temalarını da müziğine taşır.

    Şükrü Tunar’ın Zeki Müren ile olan yakın bağının en somut ses yansıması "Bir muhabbet kuşu" eseridir. Zeki Müren'in ilk plağı olarak kayda geçmiş olan bu parçanın bestesi, kaynaklara göre Tunar'a aittir. Hatta bazı yayınlarda Müren'in bazı bestelerinin aslında Tunar tarafından kaleme alındığı iddiaları bulunsa da, mevcut belgeler Tunar'ın bu parçanın yazarı olarak geçtiğini göstermektedir.

    Günümüzde sanatçının eserlerini dinleyenler, 2021 ve 2022 yıllarında yayımlanan arşiv çalışmalarına yönelmektedir. "Orijinal Hicaz Raks" (1960/2021), "Uşşak Raks" (1965/2021), "Rast Çiftetelli" (2022) ve "İstanbul Karşılaması (Taş Plaktan Günümüze)" (2022) gibi başlıklar, 1960'ların başından günümüze ulaşabilen nadir orijinal kayıtların yeniden işlenmiş halleridir. 2013 yılında "Şükrü Tunar" adıyla yayımlanan bir derleme çalışması da bulunmaktadır. Yaşamı boyunca yayımlanan tam orijinal albüm sayısının netleşememesi, bu arşiv derlemelerinin sanatçı discografisinde önemli bir referans noktası olduğunu göstermektedir.

    Bağlam ve Tarihsel Konum

    Şükrü Tunar, 1907 yılında Edremit'te doğan ve 1962 yılının ortalarında İstanbul'da vefat eden, Klasik Türk Müziği geleneğini 20. yüzyılın gazino ve radyo sahnesine taşıyan önemli klarnet ustalarından biridir. Kariyerinin ilk yıllarında ailesiyle birlikte Edremit'ten İzmir'e göç etmesi ve İzmir Musiki Cemiyeti'nde müzik eğitimi alması, Anadolu'nun geleneksel müzik kültürünü merkeze taşıyan bir sürecin başlangıcı olarak değerlendirilir. İki yıl sonra İstanbul'a yerleşerek Üsküdar Musiki Cemiyeti'ne katılan Tunar, buradaki sosyo-müzikal ortam sayesinde besteci Muallim Kazım Bey (Kazım Uz) ile tanışmış; makam, usul ve nazariyat dersleri alarak teorik altyapısını güçlendirmiştir.

    Sanatçının müzikal kimliğindeki en dikkat çekici özellik, icracılık yeteneği ile teorik eğitimin farklı yollarla kazanılmış olmasıdır. Tunar, makam bilgisini usta hocalardan alırken, klarnet ve saksofon çalgılarını hiçbir hocadan ders almadan kendi çabalarıyla, kendi kendini yetiştirerek öğrenmiştir. On üç yaşında gördüğü bir askere karşı duyduğu hevesle edindiği enstrümanı bu yöntemle geliştirmesi, o dönemin yetenekli müzisyenlerinin mevcut eğitim olanaklarını aşıp kendi yollarını oluşturma çabalarının bir örneğidir. 1921 ile 1962 yılları arasında aktif olan kariyeri boyunca İstanbul ve Ankara radyolarında, saz salonlarında ve gazinolarda yer alarak dönemin en ünlü ses sanatçılarına eşlik etmiştir.

    Tunar'ın müzik tarihinin hafızasındaki en sağlam izi, Zeki Müren ile olan uzun yıllara yayılan mesleki ve kişisel bağından gelmektedir. Müren'in programlarında yıllarca klarnetisti olarak görev yapan Tunar, kendisini bir "baba ve ağabey" olarak tanımlayan Müren'in sahne performanslarının vazgeçilmez bir parçası olmuştur. Bu iş birliği, Türk müziğinde saz sanatçısı ile ses sanatçısı arasındaki dengeli ilişkinin ve gazino kültürünün doruk noktalarından birini temsil etmektedir. Ancak bazı müzik tarihçileri ve kaynaklar, Zeki Müren'e atfedilen bazı bestelerin aslında Tunar'a ait olduğu yönünde iddialar ileri sürmektedir.

    1962 yılında, Cumhuriyet Gazinosu'nda Zeki Müren'in programı sırasında geçirdiği kalp krizi sonucunda sahne hayatını sonlandıran Tunar'ın vefat tarihi, kaynaklar arasında tam olarak örtüşmemektedir. Bazı yayınlar 15 Temmuz 1962 tarihini verirken, diğerleri 15 Ağustos 1962 tarihini işaret etmektedir. Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilen sanatçının anısına Edremit'te bir kültür merkezi açılmış olsa da, yaşamı boyunca yayımlanan orijinal albüm sayısının tam olarak belirlenmesi ve aldığı spesifik müzik ödülleri konusunda kaynaklarda netleşmemiş bilgiler bulunmaktadır. Yine de "Adanın yeşil çamları" ve "Gözü ceylan gözüdür" gibi besteleriyle Türk Sanat Müziği repertuvarında yerini bulan Tunar, Türk Halk Müziği ve Klasik Türk Müziği köprüsünü gazino estetiği ile başarıyla birleştiren nadir müzisyenlerden biri olarak hatırlanmaktadır.

    Miras

    Şükrü Tunar, Türkiye müzik tarihinde klarnetin sazın sesiyle bütünleştiği nadir ustalardan biri olarak anılır. Müzik bilgisini büyük bir özveriyle kendi çabasıyla tamamlamış, ancak teorik altyapısını Muallim Kazım Bey gibi dönemin önemli isimlerinden aldığı eğitimle pekiştirmiştir. Bu "kendine yetişmiş" karakteri, onun icrasında geleneksel kalıpların ötesine geçen bir özgünlük yaratmıştır. Tunar’ın mirası, özellikle Zeki Müren ile kurduğu uzun süreli sahne ve hayat bağında somutlaşır. Müren, Tunar’ı sahne arkasında ve meclislerde bir "baba, bir ağabey" olarak tanımlamış; bu tanımlama, Tunar’ın sadece bir eşlikçi değil, dönemin sesinin güvenilen omurgalarından biri olduğunu kanıtlamaktadır.

    Sanatçının hayatı, sahnenin gölgesinde, çaldığı enstrümanın ritminde son bulmuştur. 1962 yılının ortalarında, Zeki Müren'in programı sırasında Cumhuriyet Gazinosu'nda geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etmesi, müzik tarihindeki en trajik sahne anlarından biri olarak hafızalara kazınmıştır. Vefatının ardından Edremit'te açılan Şükrü Tunar Kültür Merkezi, doğduğu toprakların bu ustaya verdiği en somut değeri temsil eder. Bunun yanı sıra, Zeki Müren'in bazı bestelerinin aslında Tunar'a ait olduğu yönündeki iddialar, onun bestecilik yönünün tam olarak ne ölçüde değerlendirilmesi gerektiği konusunda hala müzik tarihçilerinin üzerinde durduğu bir tartışma alanıdır.

    Günümüzde Tunar’ın sesi, taş plaklardan günümüze aktarılan derleme albümler (2013, 2021 ve 2022 baskıları) aracılığıyla dinleyiciye ulaşmaya devam etmektedir. Orijinal albüm sayısının tam tespit edilememesi veya bazı bestelerin sahipliğindeki belirsizlikler, onun mirasının bir parçası gibi görünse de, klarnet virtüözlüğü ve eşlik ettiği repertuvarın hafızada bıraktığı izler sarsılmazdır. Edremit'ten İstanbul radyo yayıncılığına uzanan bu yolculuk, klasik ve halk müziği repertuvarının geçiş döneminde, klarnetle kurulmuş köprülerin en önemli simgelerinden birini oluşturmaktadır.

    Sık Sorulan Sorular

    Şükrü Tunar kimdir ve hangi enstrümanlarda ustalaşmıştır? Türk Sanat Müziği'nin gazino dönemine klarnetiyle damga vuran, 1907 yılında Edremit'te doğan bir müzikal dehadır. Başlıca klarnet çalmış olsa da kariyeri boyunca saksofon da çalmıştır. Klarnet ve saksofonu hiç kimseden ders almadan, tamamen kendi azmi ve ilgisiyle öğrenmiş, enstrüman hakimiyetini kendi çabalarıyla geliştirmiştir.

    Müzik eğitimi ve teorik altyapısı nasıl şekillenmiştir? İlk ciddi müzik bilgilerini İzmir ve Üsküdar musiki cemiyetlerinden almıştır. Makam, usul ve nazariyat konularında besteci Muallim Kazım Bey (Kazım Uz) ile tanışarak formel eğitim görmüş, ancak nota bilgisini ve çalgı ustalığını kendi kendine yetiştirerek kazanmıştır.

    Zeki Müren ile olan ilişkisi ve bestecilik kimliği hakkında ne bilinmektedir? Tunar, Zeki Müren için "baba ve ağabey" konumunda olan uzun süreli bir eşlikçi ve iş birliğidir. "Bir muhabbet kuşu" gibi eserlerin bestesi Tunar'a aittir; ancak bazı kaynaklarda Zeki Müren'e atfedilen bazı bestelerin aslında Tunar tarafından yapıldığı iddiaları mevcuttur. Bu durum, bestecilik yönünün değerlendirilmesinde bir belirsizlik oluşturmaktadır.

    Vefat tarihi ve yeri hakkında kesin bilgiler nelerdir? Sanatçı, 1962 yılının yaz aylarında İstanbul'daki Cumhuriyet Gazinosu'nda Zeki Müren'in programı sırasında geçirdiği kalp kriziyle vefat etmiştir. Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildiği hususunda kaynaklar hemfikirdir. Ancak vefat tarihi konusunda tutarsızlık bulunmakta; bazı kaynaklar 15 Temmuz 1962 tarihini, diğerleri ise 15 Ağustos 1962 tarihini işaret etmektedir.

    Günümüzde eserlerine nasıl ulaşılabilir ve diskografisi hakkında bilgi var mıdır? Yaşamı boyunca yayımlanan orijinal albüm sayısının tam olarak belirlenmediği ve belirli müzik ödülleri hakkında kaynaklarda bilgi bulunmadığı görülmektedir. Eserlerine, 2013, 2021 ve 2022 yıllarında arşivlerden derlenen "Taş Plaktan Günümüze" serisi çalışmaları (örneğin "Orijinal Hicaz Raks", "İstanbul Karşılaması") aracılığıyla ulaşılabilir.

    Kaynak


    © 1995-2025 Turkish Music and Voice Library
    Please read our disclaimer, contributor list and privacy statement.
    We support sales and listening of Turkish Music across United States and around the World
    This basically nonprofit website is built to promote Turkish culture around the world as an archive and reference
    If you'd like to help contact us at info(@)turkishmusic.org
    last update July 04 2026